Heba
- 309pages
- 11 heures de lecture
Hasan Ali Toptaş, originaire d'Anatolie du Sud-Ouest, a parcouru un chemin à travers diverses occupations, y compris chauffeur de camion et fonctionnaire, avant de se consacrer pleinement à l'écriture. Son parcours littéraire a débuté par des nouvelles, le conduisant à l'auto-publication de son premier recueil, puis à une reconnaissance critique pour ses romans. Une de ses œuvres marquantes, une collection de textes poétiques structurés comme des entrées d'encyclopédie, a connu une adaptation théâtrale réussie. Depuis sa retraite de la fonction publique, Toptaş se consacre entièrement à sa carrière d'écrivain, et ses œuvres ont été traduites dans de nombreuses langues, témoignant de leur large attrait international.



Yalnızlık alıp karşına kendini, Öteki kendinlerle konuşmaktır. Bakışmaktır, öteki kendinlerle; Dövüşmektir. Kimi zaman da, öldürmektir İçlerinden sana en çok benzeyeni, Benzemiyor diye. Yalnızlık, öldürmektir. Hasan Ali Toptaş, silahların gölgesinden babaların çocukluğuna, âh ki ne âh aşklardan eşkıya türkülerine dek yalnızlıklarımızın haritasını açıyor önümüze. Bu vahşi coğrafyanın dinginliğinde keskin bir rüzgâr gibi geçiyor kelimeler içimizden, içinizden... Üstelik Yalnızlıklar, şiir değilse nedir; kimse bilmiyor. Ben ninemi yalnızlık sanmıştım bir keresinde. Anlardım ki, insan bir başkasındaki kendini okur; Ve okunanlar yalnızlıktır. Yalnızlık hadi gidelim'dir çoğu kez, Hadi n'olursun.
Hasan Ali Toptaş’ın –belki de– en çok okunan ve yayımlandığı tüm dillerde büyük bir şaşkınlık ve beğeniyle karşılanan romanı. Gölgesizler, bir kayboluşlar anlatısı; aniden kaybolmaların, beklenmedik dönüşlerin, ölümlü büyülerin, devlet nezdine düşen gölgelerimizin aynası. Tekrarların tekrarını okumamızı sağlayan karakalem bir güvercin; bir garip cinayet ve doğum hikâyesi. Ve kokusu burnumuzda tüten, cevabından korktuğumuz bir soru cümlesi: “Kaar nedeen yağaar, kaaarrr?” “Sadece Hasan Ali Toptaş okumak için bile Türkçe öğrenmeye değer.” -Stefan Weidner, Frankfurter Allgemeine Zeitung- “Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.” Nuri Bilge Ceylan (Cover Art) Füsun Turcan Elmasoğlu (Cover Design)